Paralel Terör Örgütü Deşifre Ediliyor

'Güncel Olaylar' forumunda Admin tarafından 27 Mayıs 2015 tarihinde açılan konu

  1. Mehmet

    Mehmet Site Yöneticisi Site Yetkilisi

    • Administrator
    • Üst Düzey Yönetici
    • Global Yetki Sahibi
    Katılım:
    9 Mart 2013
    Mesaj:
    2,586
    Alınan Beğeniler:
    7
    KPSS soruşturmasında 32 kişiye tutuklama talebi
    01.04.2016 17:44

    [​IMG]

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 2010'daki KPSS'de usulsüzlük iddialarına ilişkin soruşturması kapsamında gözaltına alınan 32 şüpheli, tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

    KPSS soruşturmasında 32 kişiye tutuklama talebi
    __________________________________

    54 hakim ve savcı hakkında müebbed hapis istemi

    Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi, PDY'nin 'Selam Tevhid' soruşturmasında kumpas yaptığına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, o dönemde görev yapan 54 hakim ve savcı hakkında hazırlanan iddianameyi kabul etti.

    [​IMG]

    54 hakim ve savcı hakkında müebbed hapis istemi
     
  2. Mehmet

    Mehmet Site Yöneticisi Site Yetkilisi

    • Administrator
    • Üst Düzey Yönetici
    • Global Yetki Sahibi
    Katılım:
    9 Mart 2013
    Mesaj:
    2,586
    Alınan Beğeniler:
    7
    Kopya çekerek Hakimlik Sınavını kazanıp ataması yapılan FETÖ mensubu 53 hakime soruşturma

    Eğitimlerini tamamlamalarına rağmen sınavda kopya iddiaları nedeniyle atama işlemleri durdurulan 200 hâkim adayından 147’si, mesleğe kabul edildi.

    Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), daha önce mesleğe kabullerini durdurduğu 200 idari hâkim adayından 147’sini mesleğe kabul etti. Kurul, bu isimlerden bazılarının hâkimlik sınavında kopya çektikleri ve paralel yapı ile ilişkili olduğu gerekçesiyle mesleğe kabul sürecini durdurmuştu. 200 kişiyle ilgili incelemesini tamamlayan Adalet Bakanlığı, bunlardan 53’ü hakkında sınavda kopya çektikleri ve paralel yapı ile ilişkili oldukları gerekçesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.


    Atamaları durdurulan 147 hâkim göreve başlayacak | Gündem Haberleri
     
  3. Mehmet

    Mehmet Site Yöneticisi Site Yetkilisi

    • Administrator
    • Üst Düzey Yönetici
    • Global Yetki Sahibi
    Katılım:
    9 Mart 2013
    Mesaj:
    2,586
    Alınan Beğeniler:
    7
    TSK'daki FETÖ operasyonunda yeni gelişme

    [​IMG]

    TSK'daki FETÖ yapılanmasına yönelik operasyonda, muvazzaf binbaşının da aralarında bulunduğu 7 kişi tutuklandı

    İzmir merkezli 10 ilde düzenlenen FTÖ/Paralel Devlet Yapılanması'na yönelik operasyon kapsamında, nöbetçi mahkemeye sevk edilen 9 kişiden, muvazzaf binbaşının da aralarında bulunduğu 7 kişi tutuklandı.

    Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosundan sorumlu İzmir Cumhuriyet Başsavcıvekili Okan Bato'nun "İzmir'deki askeri casusluk soruşturmasında çeşitli usulsüzlükler yapılarak sahte delil üretildiği" iddialarıyla ilgili, FETÖ/PDY'ye yönelik sürdürdüğü soruşturma kapsamında, talimat üzerine askeri inzibatlarca İstanbul'dan getirilen Binbaşı H.Ö. ile gözaltındaki Y.Ş, H.T, F.D, M.K.C, H.K, Ş.Y, R.A. ve emekli astsubay Z.D, savcılık işlemlerinin ardından "tutuklanmaları" talebiyle sevk edildikleri İzmir 3. Sulh Ceza Hakimliği'nde ifade verdi.

    TUTUKLANDILAR

    İzmir 3. Sulh Ceza Hakimi Dilek Çeliktaş, ifadelerin tamamlanmasının ardından, Binbaşı H.Ö ile M.K.C, H.K, Y.Ş, H.T, Ş.Y ve F.D'nin tutuklanmasına karar verdi. Tutuklanan 7 kişi cezaevine gönderilirken, tutuksuz yargılanmalarına karar verilen R.A ve Z.D hakkında yurt dışı çıkış yasağı getirildi.

    Mahkeme hakimi, daha önce 5 muvazzaf asker hakkında çıkarttığı "yakalamaya yönelik gözaltı kararını", operasyon kapsamında aranan 16 kişi hakkında da verdi.

    KAYNAK: AA
     
  4. gecemurat

    gecemurat Katılımcı Üye Katılımcı Üye

    Katılım:
    23 Temmuz 2016
    Mesaj:
    3
    Alınan Beğeniler:
    0
  5. Mehmet

    Mehmet Site Yöneticisi Site Yetkilisi

    • Administrator
    • Üst Düzey Yönetici
    • Global Yetki Sahibi
    Katılım:
    9 Mart 2013
    Mesaj:
    2,586
    Alınan Beğeniler:
    7
    Larva dönemindeki FETÖ'cüler hala ordunun içinde

    Askeri okuldan ayrılmak zorunda kalan Abdullah G, "Darbeci tutuklu subaylar temizlendi ancak ast rütbeli teğmen, üsteğmen gibi larva dönemindekiler halen ordunun içinde" dedi.

    Askeri okuldan ayrılmak zorunda kalan Abdullah G, "Darbeci tutuklu subaylar temizlendi ancak ast rütbeli teğmen, üsteğmen gibi larva dönemindekiler halen ordunun içinde" dedi.

    Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) üye subay ve astsubayların kendilerinden olmayan askeri okul öğrencilerine karşı tutumları, mağdurların anlatımlarıyla bir bir ortaya çıkıyor.

    FETÖ'cü sözde komutanlar, kendilerinden olmayan binlerce vatansever öğrenciye baskı yaparak ordudan ayrılmalarına neden oldu.

    İdealleri uğruna vatan aşkıyla gittikleri askeri okuldan bir yıl arayla ayrılmak zorunda kalan Kırklarelili ikiz kardeşler Abdullah ve Ahmet G. de hayalini kurdukları askeri okuldan baskılar nedeniyle ayrılınca üniversite sınavlarına hazırlanmaya başladı.

    O dönem yaşadıklarını AA muhabirine anlatan Abdullah G, babaları astsubay olduğu için ikiziyle çocukluklarından beri asker olma hayali kurduklarını veMaltepe Askeri Lisesinden 2006 yılında mezun olduklarını söyledi.

    "Şimdi darbe girişiminde bulunanların baskılarına katlandık"
    Darbe girişiminde bulunduğu gerekçesiyle tutuklanan Tuğgeneral Bekir Ercan Van ve ekibinin baskısına, intibak eğitiminde maruz kaldıklarını belirten Abdullah G, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Askeri liseden mezun olmadan birkaç gün önce öğrenci seçme uçuşu eğitimine katılmaya hak kazananlar için kampın tarihi ve yeri bizlere bölük komutanlarımızca tebliğ edildi. Sevinç içinde 4 yılımı verdiğim Maltepe'den havacı olma hayalleriyle ayrıldım. 14 Temmuz 2006 tarihinde öğrenci seçme uçuşu kamp komutanlığına katıldım fakat ilk dakikadan itibaren bizlerin havacı olma şansı olmadığı, zaten Hava Harp Okulunun mevcudunun tüm öğrencileri almaya yetmediği, yol yakınken ayrılmamız gerektiği Maltepe'den mezun olan yaklaşık 110 kişiye defalarca söylendi. Şimdi darbe girişiminde yer alan, o dönem Hava Harp Okulunda Filo Komutanı olan Bekir Ercan Van ve ekibinin dayanılmaz baskılarına boyun eğdim ve 15 Temmuz tarihinde Kara Harp Okuluna devam etmek için dilekçe vererek kamptan ayrıldım."

    "BİZLERE DEFOLU GERİ İADE MALLAR GÖZÜYLE BAKIYORLARDI"

    Bütün bunlarla FETÖ'cü olmadıkları için karşı karşıya kaldıklarını vurgulayan Abdullah G, şöyle devam etti:

    "Daha sonra bizlerin Kara Harp Okuluna devam şansımızın olmadığı ve 1 Eylül'de Hava Harp Okulu intibak kampına katılmam gerektiğiyle ilgili Maltepe Askeri Lisesinden bölük komutanım olan Tank Yüzbaşı Levent Kahya'dan bir telefon aldık. Hayalim olan okula kabul edilmenin sevinci maalesef fazla uzun sürmedi ve sadece 2 gün sonra yine bölük komutanım babamı aradı ve işlerin değiştiğini benim öğrenci seçme uçuşu kampına ikinci kez katılmam gerektiğini söyledi. Ben her şeye göğüs germe gayretiyle 2. kez kampa katıldım ancak yine isimlerini verdiğim Ercan Van ve ekibinin bizlere bakışı, bizleri Kara Harp Okulunun bile kabul etmediği, defolu geri iade mallar olduğumuz, bizlerin hiçbir şekilde subay olma hayali dahi kurmadan kamptan ayrılmamız gerektiği şeklindeydi. Bizlere defolu geri iade mallar gözüyle bakıyorlardı."

    "FETÖ BAĞLANTILI ÇADIRLARINDA GÜNÜNÜ GÜN EDİYORLARDI"

    Kendilerine uygulanan baskıyı kelimelerle ifade edemeyeceğini ifade eden Abdullah G, "O dönem sivil kaynaktan temin yoluyla Hava Harp Okulu intibak kampına alınan FETÖ bağlantılı öğrenciler çadırlarında gününü gün ediyor, kendilerinin ileride nasıl ülkeye hizmet edeceği yönünde hizmet aşkı aşılanırken, bizler bayılana kadar eğitimlere maruz kalıyor, fiziksel ve psikolojik şiddet dahil her türlü eziyete vatan aşkıyla katlanmaya çalışıyorduk. Bu kamptaki işkencelere sadece 6 saat dayanabildim. Düşünün, 4 yılını askeri okullarda geçirmiş havacı olma hayali nedeniyle tüm kazandığı okulları elinin tersiyle iterek ameliyat olan ve havacılığı kazanan biri olarak sadece 6 saat dayanabildim. Oysa ne hayaller kurarak bu okullara girmiş 14 yaşında üniformayı üzerimize gururla geçirmiştim. Daha sonra 2. kamptan ayrıldım.'' diye konuştu.

    "EN FAZLA EĞİTİM ZAİYATI OLUR ÖLÜRSÜN"

    Bu süreç içinde durumdan mağdur olan aileler olarak ilgili kurumlara dilekçe yolladıklarını ve sürpriz bir şekilde 3. kez öğrenci seçme uçuşu eğitimine çağrıldıklarını aktaran Abdullah G, şu ifadeleri kullandı:

    ''Bu kampın sadece göz boyama olduğunu bilerek yine de bir umut kampa katıldım fakat her ne hikmetse ilk 2 kamptaki tüm komutanlarımız değişmiş ve yeni bir kol ve filo komutanı atanmıştı. Bu kampta beklemediğim kadar iyi karşılandım, inanın gözlerime inanamadım. 6 gün boyunca kampta ne bir ağır eğitim ne de bir işkence vardı fakat eğitim uçuşlarına katılmak için gerekli eğitimler de verilmiyor, ortamda adeta bir belirsizlik hakimdi. Ben olan bitene anlam veremesem de ilk uçuş sortime çıktım ancak eğitim pilotu sürekli bana uçuşla ilgili sorular soruyor bilemeyince de bana ağır şekilde hakaret ediyordu. En sonunda kendisine hiçbir eğitim almadığımı, bu uçuşa neden çıkarıldığımı anlamadığımı söyledim. Kendisi çok şaşırdı hatta uçuş sonrası brifingine beni almadı ve diğer gün benden kendi başıma uçak kullanmam bekleniyordu. Ben durumu komutanlarıma izah ettim ve karşılığında 'en fazla eğitim zaiyatı olur ölürsün' cevabını aldım. Yani baskı yoluyla benden kurtulamayan irade artık baskının boyutlarını canıma kast edecek şekilde uygulamaya başladı. Baskının boyutu canıma kastetmeye kadar gitti. Artık bir yol ayrımındaydım vicdanımın sesini dinleyerek hayallerime veda ettim."

    "ADIMA SAHTE DİLEKÇELER HAZIRLANMIŞ"

    Yaşadığı baskıların kendisini büyük bir bunalıma sürüklediğini, çok kez intiharın eşiğine gelmesine rağmen ailesinin desteğiyle sivil yaşama zor da olsa başladığını aktaran Abdullah G, şöyle devam etti:

    "Bu arada babam dava için gerekli süreci başlattı ancak dava sonucunda bir kez daha yıkıldım. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi büyük bir skandala imza attı ve kazanılmış haklarım gasbedildiği halde beni haksız buldu, üstelik neredeyse beni suçlu ilan etti. Dava sürecinde Hava Harp Okulu avukatları ve işbirlikçi bilirkişileri mahkemeyi yanıltabilmek amacıyla adıma bilgisayar çıktısı şeklinde sahte dilekçeler hazırlamış uçuşa ve ölmeye zorlandığım 3. kamptan hiç bahsetmemiş ve zorla bizlerden aldığı tek tip dilekçeleri mahkemeye sunarak benim aleyhime bir karar çıkarttı ve olayların üstü örtüldü."

    İKİZ KARDEŞİM DE BASKILAR SEBEBİYLE KAMPTAN AYRILDI

    Süreçten sonra 2011 yılında aralarında "Türk Silahlı Kuvvetlerinden Ayrılan ve Atılan Öğrenciler Platformu" kurduklarını ifade eden Abdullah G, şunları kaydetti:

    "TBMM bünyesinde Bursa Milletvekili Sayın İsmail Aydın başkanlığında bir komisyon kurulmasını sağladık ancak bir sonuç alamadık. 15 Temmuz darbe girişimi belki bazılarına tiyatro geldi ancak hepimiz tankları masum insanların üzerine sürenlerin ne kadar hain olduklarını bildiğimizden hangi yapıya hizmet ettiklerini açıkça gördüğümüzden dolayı şaşırmadık. Devletimizden isteğimiz şu an halen görevde olan ast rütbeli subayların en az yüzde 80'den fazlasının FETÖ üyesi olduklarını bilmesi ve bu hainlerin TSK'dan ayıklanmasıdır. Eğer bu yapıyı bir arı kovanına benzetirsek kraliçe arı Fetullah Gülen, işçi arılar darbeci tutuklu subaylar temizlendi ancak ast rütbeli teğmen, üsteğmen gibi henüz larva dönemindekiler halen ordunun içinde ve bunlar tam olarak ayıklanmadan Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi tehlike tam olarak geçmez. Biz ayrılan ve atılan öğrenciler olarak seçilmiş hükümetimize bu larvaların temizlenmesi konusunda yardımcı olmaya hazırız. Açılacak davalara platform olarak müdahil olacağız ve kaybettiğimiz hakları bir şekilde geri kazanmak için iade-i itibar talebimizi ileteceğiz. İkizim de benzer şekilde 2007 yılında Kara Harp Okulu Menteş Kampı'nda yaşadığı baskılar sebebiyle ayrılmak zorunda kaldı."





    Kaynak: AA
     
  6. kethüda

    kethüda Katılımcı Üye Katılımcı Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2013
    Mesaj:
    60
    Alınan Beğeniler:
    0
    Bu örgütün lideri neden pansilvanyada, dışarıda hangi güçler neden ve niçin besliyor, örgüt yapılanmasında aklı kimlerden alıyor, bu güçler kimler ve amaçları nedir?

    Bunları biraz olsun bilebilmek için tarih bilmeli, tarihini bilmeyen millet yokolmaya mahkumdur, bu nokta bilinen kısmı, fakat kendi tarihimiz kültürümüz dışında globalleşen dünyada, kültürel ve ekonomik olarak etkileşimde bulunduğumuz diğer dünya kültürlerini ve tarihinide bilmemiz gerekirki, oralardan gelebilecek herhangi bir ters etkileşim, oluşum veya baskılama araçlarına yenik düşmeyelim, diğer toplumları iyi tanımazsak neler yaptıklarını bilmezsek hep hazırlıksız vede hep zayıf anımızda onların plan, proje ve isteklerinin olmasını kolaylaştırmış oluruz, zayıflık toplumca ezilmemize değişmemize sebep olur.

    Aşağıdaki yazı Amerikan kültür ve edebiyatı hakkında çok fazla yazı okuyan ve bu bilgileri staratejik bakış açısıyla değerlendirmeye çalışan değerli bir yazarın bir yıl önce kaleme aldığı bir yazısı var, mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum.


    Pensilvanya’nın Hikayesi

    Zaman gazetesinde gördüm. Neresidir bu Pensilvanya diye bir yazı yayınlamışlar. Akıllarınca Türkiye’deki paralel yapılanmanın çökert-iliş sürecini alaya alıp itibarsızlaştıracaklar. Pensilvanya’dan korkan bir Başbakan profili çizerek, Pensilvanya’nın tanıtımını yapmışlar. Yaptıkları tanıtım ise beyinlerinin görebildiği ya da beyinlerini yönetenlerin onlara gösterdiği kadar olmuş.

    Siz gelin Pensilvanya şehrinin hikayesini bir de Bisimit’den dinleyin.

    Öncelikle üniversitede Amerikan Kültürü ve Edebiyatı okuyan birisi olarak Amerika’nın tarihi ile ilgili çok fazla materyal okuduğumu ve bunlarla dersten çok stratejik bir bakış açısı ile ilgilendiğimi yazmak istiyorum. Bunlardan önce filimlerinden başlayayım. Evet Holywood filmlerini eleştirmekte haklıyız. Ama hiç bir zaman mesaj vermeden es geçmezler.

    Killing Them Softly filmini bir çoğunuz izlemişsinizdir. Filmdeki son sahneyi ve metni hatırlatayım size. Jackie (Bradd Pitt) kumarhaneyi soyan 2 kişiyi ve daha önce kendi kumarhanesini soyduran elemanı öldürdükten sonra büyük patronların aracı olarak gönderdiği kişiden parasını ister. Aracı şahıs öldürülen 3 kişi yerine 1 kişinin parasını vermek ister. Televizyonda Barack Obama’nın konuşması eşliğinde geçen sahne tam olarak şöyledir :

    Barack Obama (on TV): …to reclaim the American dream and reaffirm that fundamental truth, that, out of many, we are one…

    Driver: You hear that line? Line’s for you.

    Jackie Cogan: Don’t make me laugh. One people. It’s a myth created by Thomas Jefferson.

    Driver: Oh, so now you’re going to have a go at Jefferson, huh?

    Jackie Cogan: My friend, Thomas Jefferson is an American saint because he wrote the words ‘All men are created equal’, words he clearly didn’t believe since he allowed his own children to live in slavery. He’s a rich white snob who’s sick of paying taxes to the Brits. So, yeah, he writes some lovely words and aroused the rabble. This guy wants to tell me we’re living in a community? Don’t make me laugh. I’m living in America, and in America you’re on your own. America’s not a country. It’s just a business. Now fuckin’ pay me.

    Tam olarak son cümleler çok vurucu. Avcı rolünde hırsızları tek tek haklayan Jackie Cogan (Bradd Pitt) ‘in cümlesini tercüme edelim.

    Jackie Cogan: Thomas Jefferson “Tüm insanlar eşit yaratılmıştır” dediği için bir azizdi diyeceğim ama çocuklarının köle olarak yaşamasına izin verdiği için muhtemelen o bile bu sözlere inanmıyordu. Muhtemelen İngiltere’ye vergi vermemek için bunu uyduran zengin ayyaşın tekiydi… Belki birkaç sevgi cümlesi yazıp ayak takımını uyandırmış olabilir… Bu adam bizim bir toplumda yaşadığımızı iddia ediyordu. "Güldürme beni. Ben Amerika’da yaşıyorum, ve Amerika’da, tek başına-sındır. Amerika bir ülke değil; burası bir şirket. Şimdi, sökül lanet olası paraları."

    Altı üstü Pensilvanya’yı anlatacağım değil mi? Olmuyor işte. Bunları anlatmazsam Pensilvanya’yı anlatamam. İngiltere Krallığı Mısır’dan İskoçya, Galler topraklarına göç ettikten sonra hiç bir adımını plansız atmadı. Hiç bir planı tek başına kurmadı. Hiç bir zaman Kabala’yı yanı başından ayırmadı. Ve hep o aileyi Mısır’dan göçe zorlayan Musa ve ona inanan ümmetine intikam beslediler. Musa zamanında kahinlerinin yazdığı sihir kitaplarının efendisini istiyorlardı. Süleyman’ın mabedini istiyorlardı. Süleyman’ın bastonunu nihayet karıncalar yedikten sonra Süleyman yere düştüğünde serbest kalanlara (biliyorsunuz kim olduklarını) sahip olmak istiyorlardı. Oldular. Bunun hikayesini de bir başka zaman anlatırım.

    İngiltere (Britanya) krallığı Portekiz ve İspanya’da bir çok korsanı bir araya getirip sponsorları olarak keşfe gönderdi. Amacı gittikçe kalabalıklaşan Avrupa için yeni kaynaklar bulmak. Sömürge imparatorluğunu genişleterek doğu halkının zenginliğini ele geçirmekti. Uzak doğu ülkeleri haricinde Batı Asya (Pakistan, Hindistan ve Türkmen Bölgeleri) Hicaz Bölgesi (Irak, Suriye, Arabistan) Habeşistan (Etiyopya ve Güney Afrika ) Mısır ( Kuzey Afrika Ülkeleri ) Anadolu ( Türkiye ) Güney Batı Asya (Afganistan, İran ) dahil bütün bölgelerin halkları hiç bir zaman yoksulluk yaşamadılar. İngiltere bu zenginlikleri ele geçirmek için keşifler yapmak istedi ancak ellerine bambaşka bir fırsat geçti ve taşeron olarak kullanabilecekleri bir kara parçasına sahip oldular. Amerika’daki iç savaş (Kuzey ve Güneylilerin savaşı) , özgürlük hareketleri ve hatta İngiliz’in, İspanyolun, Portekizlinin, almanın kendi kimliğinden vazgeçip AMERİKALI olarak dünyaya tanıtılması hepsi mükemmel bir şekilde planlanmış küresel oyunun başlangıcıydı. ( Son cümlemdeki AMERİKALI ve OSMANLI üzerinde tefekkür edin, çalıntı bir plan).

    Özet olarak filmdeki kahramanımız Frankie haklıydı. Amerika hiç bir zaman ülke olmamıştı. İngiltere için hep bir işti. Kurulduğu günden itibaren İngiliz Krallığının işleyeceği günahların taşeronluğunu yapacaktı. Can alıcı soru ne biliyor musunuz? Avrupa Amerika’yı neden suçlayamaz biliyor musunuz? Çünkü Amerika dedikleri yeri kuran zaten Avrupa Devletlerinin burjuva takımı ile yenilikçi harekete öncülük eden aristokrat takımı. Yani bu gün Almanya çıkıp Amerika’yı katil ilan ederse Almanları katil ilan etmiş olacak. Bugün Fransa veya İspanya Amerika’ya iki yüzlüsün derse bu suçlama dönüp dolaşıp kendilerine gelecek. Çünkü Amerika diye bir şey yok. Son defa söylüyorum. Amerika Avrupa’nın günah taşeronudur.

    2. Charles 17. yüzyılın ortalarında Hristiyanlığı deforme etmesi için Amerika’ya William Penn isminde bir din ve düşünce tüccarını gönderir. İlk olarak dünyada dinler arası diyalog fikrini ortaya adan kişidir William Penn. Hatta Wikipediada bile dini Quakerism olarak geçer. Quakerism’in temelinde bütün dindarları veya toplumları kapsayıcılık vardır. Herkesi kucakla hesabı. Quakeristlerin ismi pek duyulmasa da Amerika tarihinde çok büyük rolleri vardır.

    İki yüzlü hipokratların sevgi, barış, kardeşlik gibi duyguları manipüle etmede üzerlerine yoktur. William Penn de bunların başını çekmektedir. İngiliz Krallığının amacı Amerika’da ortaya çıkacak düşünce ve din yapısının temeline nihilist bir din algısını oturtmak ve kitapların, peygamberlerin, dinlerin yerine insanların ortak duygularını yeni bir toplumsal anlayış içerisinde (dinler arası diyalog) süslü kelimeler eşliğinde (kardeşlik,sevgi,barış) dünyaya sunmak.

    William Pen aslında Pensilvanya’nın da kurucularındandır. Neden iki yüzlü veya hipokrat dediğimi şöyle anlatayım. Avrupalılar Amerika’ya göç ettiklerinde Kızılderilileri planlı bir şekilde katletmişler, kıt’ayı Kızılderililerden tamamen arındırmak istemişlerdir. Ancak bu mücadelede zaiyat verdikleri de doğrudur. İşte bu noktada William Penn insanların kardeşliğini bahane ederek Kızılderililerle iyi ilişkiler kurmuş, kendince barışçıl bir figür olarak görünerek arka planda Kızılderililerin katliamı için muhbirlik yapmıştır. Bu İngiliz kaynaklarında geçmemektedir. Ancak 17 ve 18. yüz yılda yazılan şiirlerde açıkça yazmasa da hipokratların utanç efsanelerine göndermeler bulunmaktadır.

    Philadelphia eyaletinin de kurucularından olan William Penn “Dinler Arası Diyalog” çalışmalarını yapmak için kendisine bir üst seçmiş ve bu akımın merkezi olan bu yere de kendi ismini vermişdir.Pennsilvanya.

    Peki sonra ne olmuştur? Hristiyanlık dinini nihilist bir din haline getiren, İsa’nın, Tanrının (onların literatüründe), Meryem’in kutsiyetinin içini boşaltan William Penn mutlak bir başarı yakalamıştır. Ancak William Penn’den çok sonra hiç planda olmayan şeyler olacaktır. Asıl önemli olan kısımlar bunlar. Lütfen dikkatli okuyun.

    19 ve 20. yüzyıldan sonra İslamiyet Avrupa’da ve Amerika’da ses getirmeye başlamış, Hristiyanlığın nihilizminden bunalan yine bu nihilizmin kalpte oluşturduğu boşlukları doldurmaya çalışan Avrupa ve Amerikalılar İslam’a yönelmeye başladılar. Bu hesapta olmayan bir hareket oldu. İnsanların İslam’a akın etmesi engellenemezdi. O zaman akın edecekleri din üzerine operasyon yapmak daha mantıklı olacaktı

    Peki hangi ülkeden, kimi seçmeliydi bu operasyon için. İslam dünyasına bu güne dek Türkiye’den başka âbilik eden hiç bir ülke olmamıştı. Bunun bilincinde olan İngiltere Krallığı Türkiye’nin en etkin vaizlerinden birine kendi operasyon merkezleri olan Pensilvanya’ya taşınma ve faaliyetlerine oradan devam ettiği müddetçe kendisine ve cemiyetine sahip çıkma sözü verdi.

    Pensilvanya’da William Penn’in Hristiyanlığı tahrif etme amaçlı kurduğu Dinler Arası Diyalog toplumunun başına artık Müslüman bir Türk geçmişti. Hristiyanlığın içi boşalmıştı. Sıra akın akın İslama koşanların umudunu burada da kırıp toplumu tamamen Allahsız bırakmak, hizmet ettikleri Şeytanın hala direnen kibrini okşamaktı.

    İslam’ın gelecekte mutlak olmanın dışında tek din olarak ayakta kalacağını biliyorlardı. Avrupa’da genç nüfusun tükenmesi, 2050′den sonra Avrupa nüfusunun 10% kısmını gençlerin ancak oluşturacağını ve bunların da yarısının alkol, uyuşturucu batağına saplanacağını çok iyi bilen Avrupa, bu bölgeye en yakın olup en genç nüfusu barındıran Türkiye’nin dinini deforme ettiğinde hiç bir sorun olmayacağına kanaat getirmişti. Bu yüzden Türkiye’de en etkin insanlardan birini seçip bu ülkenin, bu milletin dinini boşaltıp William Penn’in başlattığı hareketi sürdürme kararı almışlardı. İngiltere Krallığı önderliğinde.

    İşte dostlar, Pensilvanya öyle Zaman gazetesinin yazdığı gibi güllük gülistanlık bir yer değilmiş. Kaderin üstünde bir kader olduğu gibi şeytani planların içinde de şeytani planların var olduğunu unutmamalıyız. Bu ülkeyi ellerimizden, bu dini kalbimizden sökemeyeceklerini anlamaları gerek. Bilinçli olmamız gerek.

    Hep aklıma geliyor ya, bir defa daha söyleyeyim. Davutoğlu’nun söylediği gibi “İnsan bir defa ölür”

    Ya da küçükken dinlediğim o dörtlük :

    Varsın Zulüm Bütün Dünyayı Sarsın
    Varsın Sevinçler de Başka Bahara Kalsın
    Madem Ölüm Tek Bir Defa Gelecek
    O da Neden Allah İçin Olmasın!

    LİNKPensilvanya’nın Hikayesi - Bi Simit - Haber Seyret
     
  7. EnginK

    EnginK Katılımcı Üye Katılımcı Üye

    Katılım:
    15 Eylül 2016
    Mesaj:
    1
    Alınan Beğeniler:
    0
    Güzel paylaşımlar yapıyorsunuz, helal olsun.
     
  8. Mehmet

    Mehmet Site Yöneticisi Site Yetkilisi

    • Administrator
    • Üst Düzey Yönetici
    • Global Yetki Sahibi
    Katılım:
    9 Mart 2013
    Mesaj:
    2,586
    Alınan Beğeniler:
    7
    82 hakim ve savcı hakkında iddianame

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosunda görevli Cumhuriyet Savcıları Ali Alper Saylan ve Meriç Dede, 6 Mayıs 2012'de yapılan "Avukatlar İçin Adli Yargı Hakim ve Savcı Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı" sorularının sınav öncesinde sızdırıldığı iddiasına ilişkin 82 kişi hakkında hazırladığı iddianameyi Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi.

    Adalet Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve ÖSYM'nin "müşteki", eski CHP Konya Milletvekili Atilla Kart'ın ise "ihbar eden" olarak yer aldığı iddianamede, sınav sorularının ÖSYM Başkanlığı bilgisayar sistemlerinden FETÖ (Gülen örgütü) mensupları tarafından dışarı sızdırılarak, şüphelilere ulaştırıldığı ifade edildi.

    İddianamenin kabulü halinde şüpheliler "terör örgütü üyesi olmak", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" ve "terör örgütü faaliyeti kapsamında resmi belgede sahtecilik" suçlarından 45 yıl 7 ay 15'er güne kadar hapis istemiyle yargılanacak.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, eski CHP Konya Milletvekili Atilla Kart'ın sınavda usulsüzlük yapıldığı ve sorularının servis edildiğine yönelik suç duyurusu üzerine soruşturma başlatmıştı. Başsavcılık soruşturma sonucunda takipsizlik kararı vermiş ancak daha sonra dosyayı resen ele alarak, soruşturmayı yeniden açmıştı.

    "Arkadaşım kazanacak"

    Sınavı çok üstün başarıyla tamamlayan dört evli çift olduğu, bunların birbirlerine yakın ve yüksek puanlar aldıkları, soru kitapçıkları üzerinde hiçbir yazılı muhakeme ya da karalama olmadan, bilhassa matematik sorularını yüzde 100 doğru yaptıkları belirlendi.

    Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen iddianamede, avukatlıktan hakim-savcılığa geçmek isteyenler için 6 Mayıs 2012'deki yazılı sınava bin 546 adayın katıldığı, sonuçlara göre, baraj olan 70 ve üstünde puan alan 271 adayın mülakata girmeye hak kazandığı belirtildi.

    Sınavdan sonra basında ve internette, soruların önceki sınava göre "anormal de
    recede zor olduğuna" yönelik değerlendirmeler yapıldığı aktarılan iddianamede, sınav sonuçları açıklanmadan, 17 Mayıs 2012'de bir internet sitesinin forumunda, "Rozmoni" rumuzuyla, "Tahminim bu sınavı 250-300 civarında kişi kazanacak... Bu arada sınav birincisinin de bir arkadaşım olacağını tahmin ediyorum baş harfleri (A.K.)" biçiminde, sonradan doğrulanacak yorumda bulunulduğuna dikkat çekildi.

    Sonuçların açıklanmasının ardından aynı forumda, mülakata girmeye hak kazananlardan bazılarının isimleri de belirtilerek, bunların evli oldukları, aynı büroda çalıştıkları, aynı derneğe üye oldukları ve birbirlerine yakın ve yüksek puan aldıklarından bahsedildiği ve şaibe iddialarının ortaya atıldığı kaydedilen iddianamede, 24. Dönem CHP Konya Milletvekili Atilla Kart'ın da 10 Temmuz 2012'de başsavcılığa, sınavdaki usulsüzlük yapıldığı ve soruların önceden servis edildiğine ilişkin suç duyurusunda bulunduğu bildirildi.

    Soruşturmaya başlanması üzerine ÖSYM'den sınavla ilgili inceleme ve raporları getirttiği anlatılan iddianamede, sınavın da ÖSYM tarafından iptal edildiği ve 13 Ekim 2012'de yeni sınav yaptığı belirtildi.

    'İnkar yönlü savunmalar'

    ÖSYM'nin başsavcılığa, analiz sonucunda, iptal edilen sınavın zorluk derecesi, adayların puanları, matematik sorularını işlemsiz cevaplandırmaları, doğru-yanlış sayı ve cevap şıklarının birbiriyle örtüşmesi gibi verilerle, bazı adayların önceden sınav sorularını edindikleri şüphesi oluştuğunu bildirdiği ifade edilen iddianamede, ayrıca 13 Ekim'deki sınava girmeyen diğer adaylar hakkında da soruşturma açılması gerektiğinden bahisle ÖSYM'nin şikayetçi olduğu anlatıldı.

    Soruşturma kapsamında, ÖSYM'nin bildirdiği şüphelilerin ifadelerine başvurulduğu, bu kişilerin, 6 Mayıs 2012 tarihli sınavı iptal kararının yürütmesinin idare mahkemesince durdurulduğunu belirterek, "inkar yönlü savunmalar" yaptıklarına yer verilen iddianamede, soruşturma sonucunda savcılığın, "sınav öncesinde soru ve cevapların ele geçirildiğine dair hiçbir bulgu ya da delile ulaşılamaması, ÖSYM'nin inceleme raporundaki değerlendirmelerin varsayımların ispatının mümkün olmaması" nedeniyle takipsizlik kararı verdiği ifade edildi.

    Takipsizlik kararı kaldırıldı

    İddianamede, Ankara Cumhuriyet Başsavcısının, 5 Şubat 2014'te, soruşturma dosyasını yeniden ele aldığı ve ''şikayet edilen Adalet Bakanlığı ve ÖSYM yetkilileri hakkında herhangi bir işlem yapılmaması, ÖSYM'nin bildirdiği bazı adayların şüpheli sıfatıyla ifadeleri alınırken diğer yetkililer hakkında hiçbir işlem yapılmadığı" tespitlerinde bulunduğu, "devlete ve kurumlara vatandaşların güvenlerinin sağlanması'' için soruşturmayı yeniden açtığı anlatıldı.

    Şüphelilerin belirlenmesi için sınav kitapçıklarına ilişkin bilirkişi raporları alındığı ve bazı adayların soruları sınav öncesi elde ettiklerine dair kuvvetli şüphenin oluştuğu kaydedilen iddianamede, adaylardan bir kısmının halen hakim ve savcı olması dolasıyla dosyanın "görevsizlik" kararıyla HSYK'ya gönderdiği, kurulun inceleme sonucu 37 hakim ve savcının mesleğe kabul kararını kaldırdığı ve bu kişiler, onlarla birlikte suç işlediği iddia edilen 25 avukat ve 5 ÖSYM görevlisi hakkındaki soruşturma dosyasını Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ilettiği bildirildi.

    ÖSYM'nin raporu

    İddianamede, sınavın kurallara uygun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin belirlenmesi amacıyla istenen raporu gönderen ÖSYM'nin, "23 Ekim 2011'de yapılan sınava göre Mayıs 2012'deki sınavda İstanbul ve Ankara adaylarının çok geride kaldıkları, bunların yerine İzmir, Samsun, Kahramanmaraş, Konya, Erzurum gibi illerin adaylarının birbirlerine yakın ve yüksek puan aldıklarını" belirttiği aktarıldı.

    Soruşturma konusu sınavın güçlük derecesinin 2011'deki sınava göre daha yüksek olduğu, sınavda başarılıların çok başarılı, başarısızların ise çok başarısız olduğu kaydedilen ÖSYM raporunda, normal şartlarda zorluk derecesi yüksek sınavlarda başarılı adayların barajın (70 puanın) hemen üstünde yoğunlaşması beklenirken, 2012 sınavında bu yoğunlaşmanın 80 puan ve üzerinde yayıldığı, normal veri olarak kabul gören 65.00 ve 75.00 arası istatistiğin zayıf kaldığına dikkat çekildi.

    Analizler sonucu sınavdaki 22 sorunun "kritik soru" olarak belirlendiği, özellikle 12 adayın bu soruların 20'sinde doğruda birleşmesi, 2'sinde de aynı yanlış cevabı vermelerinin tesadüf olamayacağı aktarılan raporda, bu 12 adayın kayıtlı oldukları baro veya ikamet şehirlerine bakıldığında "çok daha şüphe çekici bir durumla karşılaşıldığı", bunlardan dördünün Samsun, ikisinin Amasya, üçünün de İzmir'den katıldıkları, Samsun'dan katılan A.K. ile Amasya'dan katılan A.N.K'nin evli oldukları ifade edildi.

    Raporda, 2011'deki sınavda barajı geçemeyen adayların, güçlük derecesi yüksek olan 2012 sınavında çok üstün başarı sergiledikleri, ilk 30'da yer alanların puanlarının "anormal şekilde" yükseldiği, oysa sınavı ilk 50'de başarıyla tamamlayan adayların 26'sının 23 Ekim 2011'deki sınavda baraj altında kaldıklarına yer verildi.

    Sınavı çok üstün başarıyla tamamlayan dört evli çift olduğu, bunların birbirlerine yakın ve yüksek puanlar aldıkları, soru kitapçıkları üzerinde hiçbir yazılı muhakeme ya da karalama olmadan, bilhassa matematik sorularını yüzde 100 doğru yaptıkları anlatılan raporda, "soruların sınavdan önce bazı adaylara ulaştırıldığına dair, görsel ve işitsel bir bulgu elde edilmemiş olsa da ortaya konan analize dayalı bulguların, soruların sınavdan önce bazı adaylara ulaştırıldığı kanaatine yeterli olduğu" belirtildi.

    En yüksek alan iki kişi evli

    Savcılığın, ölçme ve değerlendirme uzmanı heyetten bilirkişi raporu aldığı aktarılan iddianamede, bilirkişilerin, analiz sonucunda 70 ve üzeri puan alan adayların soru kitapçığı ve cevap anahtarlarını incelediği, şüphelilerden 44'ünün soruları sınavdan önce elde edip kullandıklarına dair "kuvvetli kanaat", 13'ü için ise "kanaat" oluştuğunu bildirdikleri ifade edildi.

    İddianamede, bilirkişi raporunda şüphelilerden A.N.K. ile A.K'ye özel olarak değinildiği belirtilerek, bu şüpheliler hakkında, "Sınavdan en yüksek puan alan ilk 2 kişi evli bir çifttir. Bu çiftlerden A.N.K'nın, 8 matematik sorusundan tamamını, soru kitapçığı üzerinde çözümünü göstermeden, doğru olarak cevaplandırdığı görülmüştür. A.K. ise 8 matematik sorusundan iki tanesini soru kitapçığı üzerinde doğru çözümünü göstermemiş ve soruların tamamını doğru cevaplandırmıştır. Ayrıca bu iki adayın 140 sorudan 130'ar tane doğru cevapları ve 10'ar tane yanlış cevapları bulunmaktadır. 10 adet yanlış cevaplardan 7 tanesi her iki aday için de aynı soruların aynı seçeneklerinde eşleşmiş oldukları görülmüştür. Bu nedenle her iki aday açısından da sınav sorularını sınavdan önce elde ettiklerine ve kullandıklarına dair kuvvetli kanaat oluşmuştur." denildiği aktarıldı.

    Soruşturma aşamalarında alınan farklı bilirkişi raporlarının özetlendiği iddianamede, o raporların da benzer sonuçlara ulaştıkları belirtildi.

     
  9. Mehmet

    Mehmet Site Yöneticisi Site Yetkilisi

    • Administrator
    • Üst Düzey Yönetici
    • Global Yetki Sahibi
    Katılım:
    9 Mart 2013
    Mesaj:
    2,586
    Alınan Beğeniler:
    7
    (#188 nolu mesaj ile ilintili haber)

    'Avukatlar İçin Adli Yargı Hakim ve Savcı Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı' sorularının önceden sızdırıldığı iddiasına ilişkin 82 kişi hakkındaki iddianamede şüphelilerinden üçü, ifadelerinde sınavdan önce soruları gördüklerini itiraf etti.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, 2012'de düzenlenen "Avukatlar İçin Adli Yargı Hakim ve Savcı Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı" sorularının önceden sızdırıldığı iddiasına ilişkin 82 kişi hakkında hazırlanan iddianamede, şüphelilerden üçünün, sınavdan önce soruların kendilerine gösterildiğine yönelik itirafları yer aldı.

    Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen iddianamede, şüphelilerden üçünün etkin pişmanlıktan yararlanmak istedikleri belirtilerek, buna ilişkin ceza indiriminin mahkemenin takdirine bırakıldığı belirtildi.

    İddianamede, soruşturma konusu sınavda 140 sorudan 126'sını doğru cevaplan A.K'nin mülakatta elendiği, 13 Ekim 2012'de tekrar sınava girerek, hakim-savcı olarak atandığı ancak diğer şüpheliler gibi bu şüphelinin mesleğe kabul kararının da Haziran 2015'te HSYK tarafından kaldırıldığı ifade edildi.

    İddianameye göre A.K, 1 Kasım 2016'da emniyette alınan beyanında, Tarsus'ta avukatlık yaparken sınava kendi imkanlarıyla çalıştığını belirtti. Avukat arkadaşı A.K'nin sınav için Ankara'ya birlikte gitmeyi teklif ettiğini ve beraber yola çıktıklarını anlatan A.K, arkadaşının "Konya'ya uğrayıp birini gördükten sonra Ankara'ya gideceklerini söylediğini" bildirdi.

    Şüpheli A.K ifadesinde, şunları anlattı:

    "Adını hatırlayamadığım bir iş merkezinde bulunan avukatlık bürosuna geldik. Büroda iki kişi vardı. Biri A.G'ydi. A.G, arkadaşım A.K'ye ve bana ertesi günkü hakimlik sınav sorularının kendisinde olduğunu söyledi. Kur'an-ı Kerim getirerek, üzerine sırayla yemin ettirdikten sonra bilgisayardan sınav sorularını gösterdi. Bilgisayarda kitapçık şeklinde 140 civarında soru vardı. A.G, soruları not etmememiz hususunda bizi uyardı. 2-3 saat bilgisayardan sorulara bakıp, işaretli olan cevaplarını ezberledik. O gün A.G'nin ayarladığı bir evde A.K. ile birlikte kaldık. Ankara'ya gelip sınava girdiğimde, soruların A.G'nin gösterdiği sorular olduğunu anladım."

    Şüpheli A.K, 1 Kasım 2016'da savcıya verdiği ifadede de iki yıl süreyle Tarsus'ta "Fetullah Gülen cemaati"ne ait Işık Dershanesinin avukatlığını yaptığını, ara sıra cemaatin sohbet toplantılarına katıldığını anlattı ancak kendisini "cemaatçi" olarak tanımlamadığını, "cemaatle arasında menfaat ilişkisi olduğunu" savundu.

    "Hayatında görmediğin şeyleri göreceksin"
    Sınavda 140 sorudan 110'unu doğru cevaplayan ve Van Cumhuriyet Savcısıyken HSYK tarafından meslekten çıkarılan şüpheli İ.H.D. de o dönemde Mersin'de avukatlık yapan O.C.B'nin kendisini arayarak, Ankara'ya sınava gideceklerini ancak öncesinde Konya'ya uğrayacaklarını bildirdiğini ifade etti. TEDAŞ avukatı E.G. ve Mersin'de avukatlık yapan M.D. ile birlikte otomobille Konya'ya gittiklerini kaydeden İ.H.D, yolda M.D'ye neden Konya'ya gittiğini sorduğunda, "Hayatında görmeyeceğin şeyleri göreceksin" yanıtı aldığını belirtti.

    İ.H.D, Konya'da, bir iş merkezindeki hukuk derneğinin bürosuna çıktıklarını, orada bir avukat ile matematik öğretmeni olduğunu tahmin ettiği kişilerce karşılandıklarını anlattı.

    Şüpheli, "Bir salona geçerek, masa üzerindeki laptopu açtık. Laptoptan, sonradan sınav esnasında göreceğim soru ve cevapları gösterdiler. Birlikte gittiğim şahıslarla birlikte bunları bir saat boyunca inceledik. Sonra oradan ayrıldık ve Ankara'ya geçtik." beyanını verdi.

    Sınavda, kendilerine gösterilen soruların aynılarının çıktığını belirten İ.H.D, bazı hakim ve savcılar ile kaldığı evde "kamp programı" yapıldığını, Fetullah Gülen'in kitaplarının okunduğunu, buraya meslekten ihraç edilerek tutuklanan Yargıtay Cumhuriyet Savcısı R.A'nın birkaç kez geldiğini, dini sohbetler ettiğini ve Gülen'in kitaplarını okuduğunu söyledi.

    Adaylık döneminde 5-6 kez maaşının yüzde onunu "himmet" olarak verdiğini belirten İ.H.D, FETÖ üyeliği suçlamasını reddetti, pişmanlık duyduğunu bildirdi.

    "Adrese gitmemi söyledi"
    Şüpheli T.O. da sınavda 140 sorudan 111'ini doğru cevaplayarak, 80,4 puan aldı. Etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini söyleyen T.O, ifadesinde, sınavdan 1-2 gün önce Oltu'dan Ankara'ya geldiğini, burada, o dönemde Oltu Başsavcısı olan ve 15 Temmuz'dan sonra meslekten ihraç edilerek tutuklanan eşinin arkadaşı Yargıtay Cumhuriyet Savcısı R.A. ile sınav hakkında konuştuğunu bildirdi.

    T.O, "R.A, bana bir adres vererek mutlaka buraya gitmemi söyledi. Adrese gittiğimde üniversiteden arkadaşım M.G. ile karşılaştım. M.G, elinde 2012 hakimlik sınavı alan bilgisi soruları olduğunu söyledi. Daha sonra soruları getirip beraberce inceledik. Sınava girdiğimde çıkan soruların M.G'nin gösterdiği sorular olduğunu anladım." beyanında bulundu.

    İddianame
    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 2012'deki avukatlıktan hakim ve savcılığa geçiş sınavı sorularının FETÖ tarafından sızdırıldığı iddiasına ilişkin 82 hakim ve savcı hakkında hazırladığı iddianamede şüphelilerin "terör örgütü üyesi olmak", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından 45 yıl 7'şer aya kadar hapsini istemişti. Söz konusu iddianame, Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinde inceleme aşamasında bulunuyor.

     
  10. Mehmet

    Mehmet Site Yöneticisi Site Yetkilisi

    • Administrator
    • Üst Düzey Yönetici
    • Global Yetki Sahibi
    Katılım:
    9 Mart 2013
    Mesaj:
    2,586
    Alınan Beğeniler:
    7
    Suçun işlendiği yer, zaman ve somut bir kanıt ortaya konulmadan, sorumluluk ve ciddiyetle ve iddia sahibinin açık kimliği belirtilmeden, yazının içeriğine bakıldığında FETÖ ile mücadeleyi hedef alıp, sulandırma amaçlı her teşebbüs veya bu ithamda asıl anaç şudur; FETÖ ile uğraşmayın. Tüm dertleri budur.

    Tv kanalları gazeteleri sürekli takip eden herkes organize suç örgütleri ile mücadele edildiğini bilir.
    Bu konu içinde geçen bahis-kumar dahil, yasalarda suç olarak tarif edilen her türlü yasadışı faaliyetin polis takibi altında olduğunu bilir. Bazı suçlar var ki kanıt toplamak için uzun süreli ortam dinlemesi, bu suça karışanların tamamının tespiti ve suç üstü yakalanması imkanı aranır. Neticede bu tür meseleler meclis ortamında chp veya mhp veya hdpli BİR VEKİL tarafından 'soru önergesi' şeklinde ciddiyetle sorgulanırsa Adalet Bakanlığı resmi-kayıtlı verilerle cevap verir ve olay tüm gerçekliğiyle ortaya çıkar.
    Ama ne idüğü belirsiz, gerçek amacı ve niyeti meşhul, çoğu aptal ve/veya Fetö örgütü mensuplarının FETÖya karşı yürütülen operasyonları SULANDIRMAK amacıyla sanal ortam provaktörlerinin aptalca iddiaları şeklinde dile getiriliyor.
     
  11. Mehmet

    Mehmet Site Yöneticisi Site Yetkilisi

    • Administrator
    • Üst Düzey Yönetici
    • Global Yetki Sahibi
    Katılım:
    9 Mart 2013
    Mesaj:
    2,586
    Alınan Beğeniler:
    7
    'Erdoğan'ı öldüremedik, planlarımız boşa gitti'
    Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık'ın telefonla görüştüğü bir kişiye “Cumhurbaşkanı'nın Almanya'ya kaçtığı yönünde haberleri yaymamız lazım, yoksa her şey boşa gidecek” dediği yer aldı
    [​IMG]

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin en kapsamlı iddianamesinde, Akıncı Üssü'nde yaşanan olaylar anlatıldı. 481 şüphelinin yer aldığı, 570 klasör ve 4 bin 658 sayfalık iddianameden dikkat çeken tespitler şöyle...

    KARAKUŞ, ÜSTEKİ SORGU ODALARINI TEMİZLETMİŞ

    Gazete Habertürk'ten Fevzi Çakır'ın haberine göre iddianamede, Yurtta Sulh Konseyi üyeleri arasında gösterilen ve iddianamenin askeri yöneticileri arasında 1 numaralı şüpheli olarak anılan Akın Öztürk'ün damadı Yarbay Hakan Karakuş'un, kalkışmadan bir gün önce Akıncı Üssü'ndeki sorgu odalarını temizlettirdiği ve bazı odaları da rehinelerin tutulması amacıyla boşalttırdığı ortaya çıktı. Karakuş'un boşalttırdığı bu odalarda, Genelkurmay Karargâhı ve değişik yerlerden rehin alınarak Akıncı'ya getirilen isimler tutulmuştu.

    ‘ÜSSE MİSAFİRLİK İÇİN GİTTİM' DEMİŞTİ

    İddianame, darbecilerin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı etkisiz hale getirme planlarını da deşifre etti. Darbecilerin, Erdoğan havadayken önleme için 2 adet F-16 savaş uçağı kaldıracağı, uçağı İstanbul'a inmeye zorlayacakları, Erdoğan'ı bir süre İstanbul'da bekletip havayolu ile denize açılacak bir gemiye bindirerek muhafaza altına almayı planladıkları ortaya çıktı.

    ERDOĞAN'I ÖLDÜREMEDİK, PLANLARIMIZ BOŞA ÇIKTI

    Cumhurbaşkanı'nı bulamayan darbecilerin planları boşa çıkınca Genelkurmay Başkanı'na darbe bildirisini okutmaya çalışan Yurtta Sulh Konseyi üyelerinden Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık'ın telefonda görüştüğü bir kişiye söylediği şok sözleri, o gece Akıncı Üssü'nde şoför olarak bulunan tanık İbrahim Halil A. aktardı. A.'nın ifadesi şöyle: “Tümgeneral Kubilay Selçuk'un (dönemin Çiğli Üssü Komutanı/ darbeci/tutuklu) emir subayı, ‘Bu gece benim emrimdesin' dedi. 143. Filo'da (darbecilerin karargâhı) bulunduğumuz sırada denizci general (Harmancık) telefonda bir kişiye, ‘Cumhurbaşkanı'nı öldüremedik, planlarımız boşa gitti, Cumhurbaşkanı'nın Almanya'ya kaçtığı yönünde haberleri yaymamız lazım, yoksa her şey boşa gidecek, F. TV'yi bağlayın' dedi.”

    Öksüz'ün darbe toplantılarını yaptığı villada parmak izine rastlanan Harmancık, ifadesinde Akıncı Üssü'ne misafirlik için gittiğini öne sürmüştü.

    Akıncı Üssü, 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminde cuntacı askerler tarafından üs olarak kullanılmıştı.

    GÖZALTINDAN ÖNCE PARA TRANSFERİ

    İddianamede yer alan MASAK raporuna göre Akın Öztürk, 17 Temmuz'da eşi Tülay Öztürk adına Vakıflar Bankası'nda bulunan hesabına 86 bin 501 dolar transfer etti ve Tülay Öztürk bu parayı çekmek istedi. Öztürk, ek ifadesinde, “Cumartesi gününü pazar gününe bağlayan gece (17 Temmuz) saat 01.30 sularında Ankara Merkez Komutanlığı'ndan eve geldiler, beni aldılar. Önce Merkez Komutanlığı'na, ondan sonra da Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne götürdüler” dedi.

    143. FİLO'DA GÖRÜLDÜ

    Tuğamiral Harmancık'ın darbecilerin yönetim merkezi olan 143. Filo'da olduğuna dair görüntüler de iddianameye girdi. Harmancık, 15 Temmuz saat 22.02.18'de 143. Filo koridorlarında görülüyor.
     
  12. Mehmet

    Mehmet Site Yöneticisi Site Yetkilisi

    • Administrator
    • Üst Düzey Yönetici
    • Global Yetki Sahibi
    Katılım:
    9 Mart 2013
    Mesaj:
    2,586
    Alınan Beğeniler:
    7
    'Toplanan kalabalıklar ateşle dağıtılacak'
    15 Temmuz darbe girişimi sırasında Akıncı Hava Üssü'ndeki eylemlere ilişkin iddianamede, darbeci askerlerin mesajlaşmalarında 'Toplanan kalabalıklar ateşle dağıtılacak' talimatı verildiği bilgisi yer aldı.

    [​IMG]

    İddianamede, darbeciler tarafından "Yurtta Sulh" isimli WhatsApp grubundan saat 22.54'te, "AKP İl Teşkilatı yolda, geçirmeyin, ateş serbest", saat 23.44'te ise "İstanbul Moda Deniz Klübüne müdahale lazım, generaller var, derdest edilecek" talimatı verildi. İddianamede darbecilerin saat saat attıkları mesajlar şöyle:

    - Saat 00.20: "Toplanan kitlelere ve askeri kuvvetlere karşı duran polislere silahla, tanklarla sert şekilde müdahale edilecek."

    - Saat 01.39: "Emri iletiyorum, ateşle toplananlara karşılık verilecek, ateş açılan topluluk dağılıyor."

    - Saat 02.40: "Tekrar emri iletiyorum, toplanan kalabalıklar ateşle dağıtılacak."

    - Saat 03.02: "İMKB'de tekrar kontrol sağlandı, halk dağıtıldı"

    - Saat 03.19: "İstanbul'da 2. köprüye uçakla hava taarruzu değerlendirilebilir mi?"

    - Saat 03.47: "Uçaklar yaramış Taksim'e, şu an sakinmiş, aynısını 2. köprüye yapabilir miyiz, uçaklar moral için önemli, hava aydınlanınca hava desteği arttırabilir mi?"

    - Saat 04.00: "17 kişi CNN'e takviye için helikopterle kalkmak üzereyiz, bizim Valilikteki adamların hepsini halk ezip polise teslim etmiş."

    - Saat 05.28: "Öldürülen general var mı? Habertürk'te 'darbeci bir general öldürüldü' diyor. 1'inci köprünün Anadolu yakasında polislerde hareketlilik var, bir TOMA vuruldu, 66'ya polis girdi, çatışıyoruz, halkı boşaltıyorlar."

    - Saat 05.37: "Ankara nasıl, herkes hayatta nasıl kalabiliyorsa öyle yapsın, Mehmet Türk tedbir al abi, can kaybetmeyin, çatışıyoruz, ölü polis var, Ankara'dan teyit ettim, teslim olun."

    - Saat 05.47: "Murat faaliyet iptal mi? İptal komutanım, bir an önce yukarılardan asimetrik bir şeyler yapılmalı, yoksa aşağıda problem büyüyebilir, ayrılıyoruz. Hangi faaliyet, tümü mü? Evet, ayrılın komutanım, yani, evet komutanım faaliyet iptal. Nereye ayrılalım, kaçalım mı? Komutanım hayatta kalın tercih sizin, biz karar vermedik henüz ama lokasyonundan ayrıldık."

    - Saat 05.53: "Grubu kapatıyorum, mesajları silin."

    Bu mesaja rağmen darbeciler WhatsApp yazışmalarına devam etti. Darbeciler oluşturdukları WhatsApp grubundan son mesajlarını 16 Temmuz sabahı 06.35'te attı. Gruptan, saat 06.35'te, "Tiran yurt dışına kaçtı, herkes devam edecek, tüm dostların iş başında olmaları gerekiyor, acilen herkese duyurun, TV'ler sizi etkilemesin." şeklinde paylaşımda bulunuldu.

    İddianamede, "Bu son paylaşımdan da anlaşılacağı gibi saat 05.37'de 'Yurtta Sulh' WhatsApp grubundan 'Teslim olun' çağrısında bulunulmasına rağmen, bu çağrıdan sonra darbecilerin son bir değerlendirme toplantısı yaptığı ve o toplantı sonunda yeniden saldırma kararı aldıkları ve bu karar üzerine saat 06.35'te 'Yurtta Sulh' WhatsApp grubundan bu son mesajı yazdıkları anlaşılmıştır" değerlendirmesi yapıldı.
     
  13. Mehmet

    Mehmet Site Yöneticisi Site Yetkilisi

    • Administrator
    • Üst Düzey Yönetici
    • Global Yetki Sahibi
    Katılım:
    9 Mart 2013
    Mesaj:
    2,586
    Alınan Beğeniler:
    7
    FETÖ'nün avukat yapılanmasında 30 tutuklama
    FETÖ'nün avukat yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında Meral Akşener'in, Erhan Tuncel'in ve eski emniyet müdürlerinin avukatlarının da aralarında bulunduğu 30 şüpheli tutuklandı
    [​IMG]

    FETÖ'nün avukat yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında eski MHP milletvekili Meral Akşener'in, Dink cinayeti davası sanığı Erhan Tuncel'in ve eski emniyet müdürlerinin avukatlarının da aralarında bulunduğu 30 şüphelinin tutuklanmasına karar verildi.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Hasan Yılmaz tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Akşener'in avukatı Nuri Polat, Tuncel'in avukatı Erdoğan Soruklu ve hakkında FETÖ'den dava açılan eski emniyet müdürlerinin avukatlığını yapan Nazif Aktaş ile Seyfettin Dayan'ın da aralarında bulunduğu 38 kişinin ifadeleri alındı.

    25 avukat "ByLock" kullanıcısı

    Savcılık, şüpheli avukatlardan 31'ini tutuklanmaları, 7'sini de adli kontrol talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk etti. Nöbetçi hakimlikçe sorguları yapılan Nuri Polat, Erdoğan Soruklu, Nazif Aktaş ve Seyfettin Dayan'ın da aralarında bulunduğu 30 avukat tutuklanırken, 8 avukat da adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    Soruşturma kapsamında 25 avukatın örgütün şifreli haberleşme programı "ByLock" kullanıcısı olduğu, diğer şüphelilerin ise "ByLock" kullanan başka şahıslarla telefon irtibatı bulunduğu tespit edildi.
     
  14. Mehmet

    Mehmet Site Yöneticisi Site Yetkilisi

    • Administrator
    • Üst Düzey Yönetici
    • Global Yetki Sahibi
    Katılım:
    9 Mart 2013
    Mesaj:
    2,586
    Alınan Beğeniler:
    7
    Skandal tahliyeler sonrası HSYK'dan FETÖ ihraçları!

    HSYK tarafından, FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında 45 hakim ve savcı daha meslekten ihraç edildi.
    HSYK tarafından, FETÖ'nün medya yapılanmasına ilişkin 26'sı tutuklu 29 sanığın yargılandığı davada, 21 tutuklu sanığın tahliye edilmesine karar veren İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti ile duruşma savcısı geçici olarak görevden uzaklaştırıldı.

    MAHKEME HEYETİ VE SAVCI GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILDI

    FETÖ'nün medya yapılanmasına ilişkin 26'sı tutuklu 29 sanığın yargılandığı davada, 21 tutuklu sanığın tahliye edilmesine karar veren İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti ile duruşma savcısı geçici olarak görevden uzaklaştırıldı.
     

Bu Sayfayı Paylaş