ALLAH

'İslam' forumunda vahid tarafından 6 Haziran 2017 tarihinde açılan konu

  1. vahid

    vahid Yeni Üye Yeni Üye

    Katılım:
    5 Haziran 2017
    Mesaj:
    1
    Alınan Beğeniler:
    1
    ALLAH;



    Bismillah her Hayr'ın başıdır.



    Bir zaman gayet; akıllı, zengin, güçlü ve mahir bir ressam,sadece takdir edilmek amacıyla bir resim sergisi açmış. Fakat sahnenin gerisinde durmuş, kendisini konuklara göstermemiş. Konuklara her türlü ikramı yapmış.





    Resim sergisini gezen misafirler, harika eserlere bakmışlar;ne kadar güzel resimler diyerek aralarında konuşurlarken, birisi; ressamı göremediği için; “acaba bu harika resimleri kim yapmıştır?” diye bir soru ortaya atmış.

    Bir kısım insanlar;bu resimler “kendi kendine” olmuştur demişler.





    Bir kısım insanlar; bu resimleri “tabiat kanunlarının” yaptığını iddia etmişler.

    Bir kısım insanlar ise; “tabloyu meydana getiren materyaller olan boya, fırça, kağıt, kafa kafaya verip birleşerek, bu harika resimleri meydana getirmiştir” demişler.



    Bir kısım insanlar ise;harika eserlerin ve ikramların; “ancak akıllı,mahir,güçlü, zengin bir sanatkar tarafından” yapılabileceğini, söyleyip; kendilerine ikramda bulunan,O sanatkarı içeriden, alkışlar ile çağırıp, kendisiyle tanışmış ve teşekkür etmişler.


    İşte biz de; bu canlı kainatın, tek; sanatkarına, yaratıcısına, Rabb”ine, İlah”ına, Musavvir”ine, Bedii”sine, Malik’ine; Allah diyoruz.





    Bir sanatkarın yaptığı bir eser ile; Allah”ın bir şeyi yaratmasındaki fark şudur ki; sanatkar; Allah”ın yarattığı materyalleri kullanarak ancak bir eser yapabilir.

    Mesela; bir ressam; boya,fırça vs.materyalleri kullanarak ancak cansız bir insan resmi yapabilmektedir. Allah ise, bir başkasına veya başka bir şeye muhtaç olmadan ve yine kendisinin yarattığı ve kendi eseri olan zerrecik bir nutfeden; koca bir insanı inşaa etmekte ve canlı ve cüz-i iradesi, aklı, şuuru, nefsi, vicdanı, ruhu, duyguları, duyu organları, sinir sistemi vs. olan harika bir eser yaratmaktadır.



    Evet evet;pozitif ilimler;” bu kainat nasıl yaratılmıştır” sorusunu cevaplamaya çalışır.Din ise;”bu kainatı kim ve ne için yaratmıştır” sorusunu cevaplamaya çalışır.

    ***Bir eser,sanatkarının bir parçası olmadığı gibi; sanatkar da, eserinin bir parçası değildir.Yani mahlukat, Allah”ın bir parçası değil, eseridir. Yani vahdet-ül vücudu doğru anlamak gerektir.Yoksa Allah mahlukatın bir parçası olsa idi; cehennemde cehennemliklerle birlikte; kendi kendini yakması gibi akla ve mantığa aykırı bir şey olur idi.***





    Mesela; bir balona üfleyerek şişiren bir kişinin nefesinin; o balonun içinde olması; o kişinin balonun,bir parçası olduğunu göstermediği gibi;hem balon da o kişiden farklı ve ayrı bir şeydir.Hem Allah;Ferd olduğundan,eşi ve benzeri olmadığından; mahlukatın cinsinden olamaz ve Allah; yarattığı hiçbir şeye benzemez.

    Mesela;bir aynada tezahür eden güneşin timsaline istinaden; o ayna ben güneşim diyemez. Belki ben güneşi gösteriyorum diyebilir. Hey kendini Nemrut veya Fravun gibi; Allah olduğunu zanneden ahmak; sen kim; Allah kim!Hem senin gibi bir faniyi cehennemden kurtaracak kim!





    Bir esere bakıldığı zaman; eser sahibi unutulmamalı.Mana-i harfi ile bakılmalı. Yani;Ne güzel bir ayna diyerek, dikkatli ve kem bakıp nazar ile aynanın camını ve aynanın ustasının kalbini kırmamalı. “Maşaallah, Fesubhanallah; bu aynanın ustası gerçekten harika ve mahir birisi” diyerek, sanatkarını da sena ve takdir etmeli, ikramları içinde teşekkür etmeli.





    *Sual:Allah”ı kim yaratmıştır?

    Elcevap:Allah’ı kimse yaratamaz. Yaratılan bir şey zaten Allah olamaz.

    Evet evet;Allah; eşi,benzeri,rakibi, ortağı olmamalı. Ölümsüz,ölmeyen ve öldürülemeyen;Ezeli ve Ebedi yani başlangıcı ve sonu olmayan,kusursuz,varlığı hiçbir zaman değişmeyen,en üstün,tek bir şey olmalı ve hiçbirşeye muhtaç olmamalıdır.

    Bir varlık; nasıl olur da;başka bir varlık tarafından yaratılmamış, her şeyin tek yaratıcısı, kendisinden evvel hiçbir şeyin olmadığı,kıyametten sonra da bir vakit kendisinden sonra hiçbir varlığın olmayacağı; doğmamış, doğrulmamış, zamandan ve mekandan münezzeh, ölmeyen, varlığı hiç değişmeyen, çok sabırlı, çok merhametli; bir varlık olur?Bu Uluhiyyet sırrı; bizim için, kapalı bir kapı olsun.

    Farzedelim ki; bir sarayın açık doksan dokuz kapısı olsun.Ama bir kapısı kapalı olsun ve sarayın sahibi ancak o kapıyı açabilsin ve anahtarda sadece O”nda olsun. Dışarıdan saraya girmeye çalışan biri,açık kapıların herhangi birinden içeri girebilir.Ama inat edip, açık kapılardan saraya girmemek ve kapalı kapının önünde durmak; o kapalı kapıyı açamadığı için, bu saraya girilemez demek, saray sahibini;inkar etmek, kabul etmemek, red etmek;hiç akıl karı değildir.



    Bu sefer biz ;o dessas şeytana; aksi ile kanıt yöntemi ile;şu soruyu soralım.

    *Peki,Allah yoksa; bu kainatı kim yaratmıştır? Yani resim sergisindeki harika eserleri kim yapmıştır?



    Ey şeytan susuyorsun.Kibrinden,enaniyetinden,inadından ve kandırdığın dostlarına mahcup olmamak için, Allah”tır diyemiyorsun! Cansız bir eserin bile sanatkarı var iken ve olması lazım iken;canlı bir eserin sahibi evleviyetle, haydi haydi vardır.



    ***Hz.Ali”ye bir gün Allah”a ve Ahiret gününe inanmayan birisi gelir ve “insanlar ölünce yok olur;Hem Allah ve Ahiret yoktur”der.Hz.Ali;o kişiye;farzedelim senin dediğin doğru olsun, ne sana nede bana hiçbirşey olmaz, ama ”Ya; varsa” diye cevap verir.O kişi;bu ihtimali hiç düşünmemiştim der.***

    Evet evet; inanan kişi,inancından dolayı bir şey kaybetmez ama; inanmayan kişi; işini şansa bırakmış olur ki;bu da akıl karı değildir.

    Hey kardeş yanlış anlama;Allah'a inanan kişi, işini şansa bırakmak istemediği için değil; bilakis kalben, aklen,vicdanen tereddütsüz ve karşılıksız tasdik ettiği için inanır.

    *Sual:Madem,her şey bir kader defterinde yazılı ve her şey ona göre oluyor;o halde insanlardan niçin hesap soruluyor ve niçin cehenneme gidiyor?

    Elcevap:Evet her şey bir kader defterinde yazılı ve her şey ona göre oluyor;ama, kader defterinde yazılı olduğu için o şey olmuyor.

    Mesela; Bir insan ne kadar yükseğe çıkarsa hem görüş alanı genişler hem de geleceği de bir manada görebilir.Bir meteoroloji uzmanı da uydudan gelen fotoğraflara bakarak bir manada geleceği görebilir.

    Meteoroloji uzmanı, uydudan gelen fotoğraflara ve bilgilere bakarak, görüyor ki, Ülke”nin batısından yağmur bulutları geliyor. Bulutların hızını ve yönünü hesaplayarak,hemen defterine şunları yazıyor ”yarın Ülke bulutlu ve yağışlı olacak”.

    Bulutların gelmesine daha bir gün var.Bir gün sonra, Ülke bulutlu ve yağışlı olsa;











    Sual: Acaba meteoroloji uzmanı bir gün önceden defterine,bu olayı yazdığı için mi olaylar oluyor?



    Yoksa uzman olayları uydudan önceden öngördü de mi yazdı?





    Elcevap;Uzman olayları uydudan önceden öngördü de yazdı.

    Yani;meteoroloji uzmanı;önceden defterine yazdığı için o olaylar olmamakta;fakat olayı önceden uydudan,öngörüp, öyle yazmıştır.



    Mesela;Aklı başında bir adam, bir taksiye binse;taksiciye;”beni çabuk, şu dar, tali yoldan; şu diyara götür'' dese.



    Taksici ise;nazik bir biçimde ona;“daha güvenli,doğru ve tehlikesiz, ana bir yoldan,seni daha rahat ve çabuk götürebilirim;hem dediğin yol tehlikeli,dar ve virajlıdır, o yolda başımıza bir kaza gelebilir” diye cevap verse.



    Ve fakat o adam; taksiciyi zorlasa; ve o tehlikeli,dar, virajlı yolda,bir kaza olsa.





    Sual:O adam;taksiciye; ”bak senin yüzünden başıma bu kaza geldi; sen beni bu yoldan getirmese idin bu kaza olmayacaktı” diyebilir mi?







    Elcevap: Diyemez:Çünkü;kendisi tehlikeli yolu istemiştir.Ne zorla arabaya bindirilmiş, nede istemediği bir yoldan götürülmüştür.Hem taksiciyi, kendisi zorlamıştır.Hem taksici,gerekli uyarıyı da baştan yapmıştır.Hem taksici işi gereği; görevini yerine getirmiştir.Suç; götüren taksici de değil,tehlikeli yoldan ısrar ile gitmek isteyen; o adamdadır.

    Hey kardeş yanlış anlama;bir tabancadan çıkan kurşun ile ölen bir kişi için;Mütezile gibi; ’ateş edilmeseydi adam ölmeyecekti’ veya Cebriye gibi;’ateş edilmese bile o kişi yine ölecekti ‘denilemez. Doğrusu ‘tabanca ile ateş edilmeseydi,o adamın ölüp ölmeyeceği; bizce meçhuldur’ denilir.

    Hem;küçükler akıl baliğ olunca;yani farık ve mümeyyiz olunca yani iyiyi kötüden fark etmeye başladıklarında; sorumlulukları başlar, amel defterleri açılır. Aklı olmayan deli ve mecnunlardan hesap sorulmaz. Zorla, cebren imzalatılan senet; hukuken geçerli de değildir.

    Hey kardeş yıldız haritası,yüzdeki ben ve alın veya avuç içi çizgileri hepten manasızda değildir. Şayet geçmiş ve gelecek ile ilgili gerçek bilgilere ulaşmak ister isen;Kuran-ı Kerim”i dikkatlice incelemelisin.

    Hey kardeş; şer olan bişeyi şiddetle Allah'tan isteyen insanın; o şer olan bişeyin Allah tarafından yaratılması şer değildir.Şer olan; o şer olan bişeyi istemektir.Yoksa Allah hiçbir zaman;hiçbirşey için şer istemez.Çünkü O kusursuzdur.

    Yazının devamı sitemden okunabilir.
     
    salimabi bunu beğendi.
  2. salimabi

    salimabi Onursal Üye Onursal Üye

    Katılım:
    4 Mayıs 2013
    Mesaj:
    8,149
    Alınan Beğeniler:
    5
    Allah razı olsun, bu arada hoşgeldiniz
     

Bu Sayfayı Paylaş